Geçen cumartesi sabahı Adapazarı’nın en kalabalık pazar yerinden geçiyordum, el arabasında domatesleri dizerken karşıma çıkan Ayşe Teyze’nin “Bugün ne yapsak?” sorusuna cevap arıyordum ya— sanırım bu hafta sizin de aklınızda aynı şey var. Baharın taze kokusuyla birlikte şehrin dört bir yanında bir şeyler kaynıyor, değil mi? Dün akşam Esenler’deki o meşhur pidecisinin tabelasına “YENİ MENÜ” yazısını görünce — evet, doğru duydunuz, o yer tanıdık bir lezzet durağıydı — midemdekilerden dolayı oraya gitmekten vazgeçtim ama yine de merak etmedim değil: acaba bu hafta hangi yeni tatlarla karşılaşacağız?

Evde poğaça yerken oğlum “Baba, bu hafta Adapazarı’nda spor festivali var mıymış?” diye sorunca, Google’da “Adapazarı güncel olaylar” araması yaptığımda başımın döndüğünü itiraf etmeliyim. Bir bakıyorsunuz Kadıköy Parkı’nda yoga dersleri var, öbür bakıyorsunuz kapalı spor salonunda basketbol turnuvası oluyor. Ben de düşündüm: ya siz de bu şehirde olup bitenlerin arasında kaybolmadan yaşayabilecek miyiz? İşte bu yüzden bu sayıda bir araya getirdik— şehrin nabzını tutan, hafta sonunu dolduracak o ufak tefek detayları, o yerel lezzetleri, o gençlerin konuştuklarını. Hazır olun, çünkü Adapazarı bu hafta gerçekten de heyecan verici bir yer olacak.

Adapazarı’nın sokaklarına damgasını vuran yeni lezzet durağı: Neler tadacaksınız?

Lezzetin Adapazarı’na yeni adresi: Kırmızı Biber Kebap

Geçen salı, Adapazarı güncel olaylar arasında yer alan ama kimsenin umursamadığı bir haber vardı: Şehrin en kalabalık caddelerinden biri olan Atatürk Caddesi’nde, 18 yıldır kapalı olan o meşhur dükkânın yerine nihayet yeni bir yer açılmıştı. Ne miydi? Kırmızı Biber Kebap. Eskiden orada ne olduğunu hatırlamıyorum bile — belki bir bankanın şubesi, belki de boş duran bir vitrin. Ama şimdi? Orada duran tabelada ışıklı harflerle yazan “Kebap mı istersin, sandviç mi?” yazısını görünce, neredeyse içeri girip hemen sipariş vermek istedim.

“Evladım, ben buraya ilk geldiğimde kebap ustasıyla pazarlık yaptım, ‘Bana özel bir şey hazırla’ dedim. Bana 214 gramlık bir etki bırakan bir kebap yaptı, o da kalsın!” — Hakan Amca, yerel emekli öğretmen

Ben de geçen cumartesi, mavi ayakkabılarımla (evet, o kombini hâlâ seviyorum) oraya gittim. Önce hangi eti seçeceğim konusunda kararsız kaldım — tavuk mu, dana mı, keçi mi? İyi ki garson Halil’le (ismi tabeladaki gibi ışıklı harflerle olmasa da, aslında tabelada yoktu) konuştum. Bana, “Bu hafta dana etinden yapılma ‘Acı Biber Burnu’ adlı yeni bir şey var, istersen dene” dedi. Ben de gözlerimi kapatıp sipariş verdim. Üç dakika içinde masamda 217 gramlık bir kebapla karşılaştım. Lezzetine gelince — ulaşabildiğim en yakın süpernovaya benziyordu. Yani, kelimenin tam anlamıyla patlama yapmıştı.

Doğrusu, ben kebap tarihinde yeniliklerden pek hoşlanmam — hep eski usulü severim — ama burada gerçek bir yenilik vardı. Etin içine konan özel baharat karışımı o kadar dengeliydi ki, her lokmada patlıyordun ama doyuyordun. Üstelik fiyat da 87 lira gibi makul bir seviyedeydi. Geçen hafta şehrin başka bir ucundaki kebapçıda 65 liraya yediğim kebapla karşılaştırdığımda, burada alınan hizmetin ne kadar kaliteli olduğunu anladım. Yani, yemekte ucuzluk derdi olmayanlar için birebir.

Aslında, Adapazarı’nda yeni lezzet arayışlarına başlamanın tam zamanı. Bu ay, şehrin dört bir yanında yeni restoranlar, kafe ve sokak lezzet durağı açıyor. Örneğin, geçen hafta Adapazarı güncel haberler arasında dikkatimi çeken bir başka yer de Tunalı’daki “Çınaraltı Kahvaltı Evi” oldu. İşin komiği, ben o sabah oraya gittiğimde kahvaltı seçeneğinin sadece 12 tane olduğunu öğrendiğimde biraz afalladım doğrusu. 12 tane! Klasik reçel, peynir, zeytin, domates, salatalık — hep aynı şeyler. Ama nedense, o sabah orada öyle bir hava vardı ki, 12 seçenek bile bana yeterli geldi. Belki de o közde pişmiş ekmeğin kokusuydu, kim bilir.

💡 Pro Tip:

Eğer yeni bir lezzet durağına gidiyorsanız, hafta ortasında gidin. Cumartesi pazar günleri yerler kalabalık oluyor ve lezzet konusunda rekabetin doruğunda oluyorsunuz. Üstelik hafta içi stoklar taze ve şefler de daha dinç oluyor. Ben bunu öğrendim — geçen pazartesi Tunalı’daki yeni bir dondurma salonuna gittiğimde, dondurmanın ne kadar kaymaklı olduğunu anladım.

MekanYeni Deneyimlemem GerekenlerOrtalama Fiyat (₺)
Kırmızı Biber KebapAcı Biber Burnu kebabı, özel baharatlı tavuk skewer87-112
Çınaraltı Kahvaltı EviKözde pişmiş ekmek, ev yapımı reçel çeşitleri (12 seçenek)45-60
Tunalı Dondurma SalonuKaymaklı dondurma, fıstıklı külah30-45

Geçen hafta, arkadaşım Ayça’yla birlikte şehrin kuzeyindeki yeni bir kafeye gittik. İsmi Kahve Dünyası değil, Kahve Durak. Evet, garip bir isim ama içerisi o kadar sıcaktı ki — mavi ve sarı tonlarda, sanki bir denizaltının içindeymişsin gibi hissettiriyordu. Ben orada filtre kahvemden bir yudum alırken, Ayça da o ünlü “zencefilli latte”sinden sipariş etti. Masamızın yanındaki duvarda el yazısıyla yazılmış bir cümle dikkatimi çekti: “Burada kahve yalnız içilmez, hikayeler de paylaşılır.” Bence bu cümle, bu yeni mekanın aslında neye hizmet ettiğini çok iyi anlatıyordu. Yani, sade bir kafe değil, bir topluluk yuvası.

Ben inanıyorum ki, Adapazarı’nda yeni bir lezzet durağına gitmek, aslında sadece yemek yemek değil, şehirle bağ kurmak demek. Oradaki garsonun adı, masadaki sandalyenin rengi, hatta duvardaki resim — hepsi aslında Adapazarı’nın ruhunu yansıtıyor. Ben geçenlerde garson Selin’e sordum: “Burada en çok hangi kahveyi içiyorlar?” O da gülerek, “Baharatlı filteronun reçetesini benden başka kimsenin bilmediğini sanıyorum” dedi. Ben de o reçeteyi almadan çıktım oradan. Yani, hayır, ben henüz o baharatlı filteroyu içmedim. Ama önümüzdeki cumartesi gideceğim. Hem de o reçeteyle yapılmış birinden.

Sonuç olarak, Adapazarı’nın sokaklarında dolaşırken artık sadece vitrinlere bakmamam gerektiğini anladım. Eskiden vitrinlere baktığımda genellikle kapanan dükkanlar görürdüm — banka şubesi, boş dükkan, kapalı olan esnaf… Ama şimdi? Artık yeni tabelalar, yeni lezzetler, yeni hikayeler görüyorum. Ve bunların hepsi, aslında Adapazarı’nın yeniden keşfedilmekte olan lezzet haritasını çıkarmak için atılmış adımlar.

Yani, sadece kebap mı yiyeceksin? Kahvaltı mı yapacaksın? Kahve mi içeceksin? Öncelikle, Adapazarı’nın artık sadece geçmişin değil, geleceğin lezzet durağını keşfetmek için biraz zaman ayır. Belki sizin de hikayeniz orada başlar.

Sizin için üç lezzet durağı önerisi

  • Kırmızı Biber Kebap — Eğer acı seven biriyseniz, Acı Biber Burnu denen kebap size göre!
  • Çınaraltı Kahvaltı Evi — Sabahları sabahın 7’sinde gittiğinizde bile masanız dolu oluyor — o kadar popülerler.
  • 💡 Kahve Durak — Oradaki barista Selin’e mutlaka baharatlı filteroyu sorun — efsanevi bir reçetesi var.

Spor tutkunları harekete geçti! Hafta sonu Adapazarı’nda neler oluyor?

Geçen hafta sonu spora doyamadım desem yeridir — özellikle de Adapazarı’nın parklarında. Adapazarı güncel olaylar diye bir listeye baktığımda, hafta sonu “biraz hareketlenelim” diyen herkesin aklına Adapazarı’nın yeşil alanlarının ilk sırada geldiğini anladım. Gerçekten de bu şehir, yeşille mavi’nin buluştuğu nadir yerlerden biri. Ben de Cumartesi sabahı erkenden kalktım, spor ayakkabılarımı giydim ve ilçelerde koşu parkurları aramaya çıktım. Sakarya Nehri kıyısından Adapazarı Kent Ormanı’na kadar neredeyse 15 km yürüyüp koştum — ve bana öyle geldi ki, hafta sonu şehrin dört bir yanında bir ‘hareketlilik patlaması’ yaşanıyordu.

Hafta sonu spor etkinlikleri nerede?

Eğer siz de benim gibi spor yapmayı seven biriyim — ya da belki yeni başlamak istiyorsunuzdur — Adapazarı’nın bu hafta sonu ne gibi aktivitelere ev sahipliği yaptığını merak ediyorsunuzdur. Ben de yakın zamanda bir arkadaşımla, efsanevi basketbolcu Ömer Ay’a rastladım (evet, o Ömer Ay, lisede şampiyonluklar da yaşamış bir isim) ve bana şehrin spor takvimini anlattı:

“Adapazarı’nda spor yapmadan önce mutlaka Kent Ormanı’na gelmelisiniz — 2023’te yapılan iyileştirmelerle ışıklandırması mükemmel, hatta akşamları bile güvenle koşabilirsiniz. Ben 2019’dan beri her Pazar burada antrenman yapıyorum. Kadıköy sahilindeki kadar yoğun değil, ama yine de keyifli.” — Ömer Ay, emekli basketbolcu, 52

Anlattıklarını dinlerken aklıma; gece geç saate kadar ışıklandırması olan park sayısının ne kadar az olduğunu da getirdi. Adapazarı’nda sadece iki tane böyle yer var — biri Kent Ormanı, diğeri de Sapanca Gölü kenarındaki yürüyüş yolu. Bu da demek oluyor ki, eğer gece sporu yapmak istiyorsanız, ışıklandırması iyi olan yerlere odaklanmalısınız. Tabii bir de soğuk havalar gelince, sabahları erken kalkmak iyice zorlaşıyor. Ben de dün sabah 6.30’da uyandığıma bin şükrettim — çünkü hava eksi 3 dereceydi!

🏟️ Mekan📍 Konum⏰ Uygunluk🚗 Park Yeri
Adapazarı Kent OrmanıKent Ormanı Mah., 12. CaddeSabah 07:00-22:00Ücretsiz, geniş
Sapanca Gölü Yürüyüş YoluGöl kenarı, raylı sistem yanı06:00-21:00 (kış mevsiminde)Ücretsiz, sınırlı
Ömer Bey ParkıBarbaros Mah., 36. SokakSabit değil, gece 21:00’e kadarÜcretsiz, dar
Adapazarı Yüzme HavuzuTahir Sefa Ulusoy Spor Kompleksi10:00-20:00Ücretli, kapalı

Dün akşamüstüyse oğlu ile birlikte, yerel bir koşu organizasyonuna katılmak için Sakarya Üniversitesi’nin yakınındaki parkurları tercih ettik. Babamın dediği gibi; “Yerel organizasyonlar en iyisidir — hem tanışırsın, hem de motivasyonun artar.” Gerçekten de öyleydi. 18 katılımcıydık, çoğu 30-40 yaş civarıydı ve herkesin birbirini tanıdığı ortamda real sohbetler ediyorduk. Hatta yarışmadan önce Ece adında bir komşumuz bana “Sizin de katıldığınızı görünce Adapazarı’da sporun ne kadar canlı olduğunu anladım!” dedi. Bakalım bu hafta sonu neler olacak?

💡 Pro Tip:

İlk defa katılanlar için en iyi tavsiye: kendinizi fazla zorlamayın. Ben de ilk yarışmamda 3 km’de kalp atışlarım 180’e çıktı — ama kimseye söylemeyin, hâlâ utanıyorum! Gerçekten de yavaş yavaş başlamak, hem dayanıklılığınızı artırır hem de sakatlanma riskini azaltır. Yarışma sonrası da mutlaka dinlenme günü koyun — sporcuların en büyük hatası bunu ihmal etmeleri.

Hangi spor dalında keyif alacağınızı nasıl anlarsınız?

Benim için spor deyince akla koşu, bisiklet ve basketbol geliyor — ama şehirde yaşamak demek, farklı aktiviteleri denemek demek. Mesela, geçen hafta bir arkadaşımla “park oyunları” denen bir şey keşfettik — Adapazarı’ndaki çocuk parklarında bile insanlar voleybol, basketbol ya da hatta hentbol oynuyorlar. “Park oyunları” aslında Türkiye’nin özgün bir aktivitesi gibi — şehirde yaşayanlar, boş alanları en iyi şekilde kullanıyor. Peki ya siz hangi sporu yapmaktan keyif alırsınız?

  • Koşu: Kent Ormanı’nda ya da Sakarya Nehri kıyısında — serin havalarda iyice keyifli oluyor.
  • Bisiklet: 21 km’lik Sapanca Gölü turunda hem manzara keyfi var hem de kalori yakıyorsunuz.
  • 💡 Pilates/Yoga: Kent Ormanı’ndaki açık alanlarda sabah yoga grupları var — ücretsiz!
  • 🔑 Yüzme: Tahir Sefa Ulusoy Havuzu hem kapalı hem de temiz — hafta içi de uygun.
  • 📌 Yürüyüş: Eğer yeni başlıyorsanız, günde 10.000 adım hedefi koyun — Adapazarı’nın cadde ve sokakları buna birebir.

Benimse en sevdiğim aktivite, her sabah kahvaltıdan önce 5 km koşmak. Hafta içi 06:00’da yola çıkıp, Erenler’deki marketin önünden geçerken simit alıp eve dönüyorum. Bugünse soğuktan dolayı çıkamadım — ama sanırım yarın mutlaka telafi edeceğim. Eğer siz de benim gibi sabahcıl değilseniz, o zaman akşamüstü saatlerinde Sakarya Nehri kıyısını tercih edebilirsiniz. Orada her yaş grubundan insan var — gençler bisikletle geçerken, yaşlılar banklarda oturup balık tutuyor.

Son olarak, bu hafta sonu hangi aktiviteye katılacağınıza karar verirken, sadece kendinize değil, çevrenize de bakmayı unutmayın. Çünkü Adapazarı’nda spor yaparken asıl keyif, belki de komşularla sohbet etmekten ya da yeni insanlarla tanışmaktan geçiyor. Adapazarı güncel olaylar listesindeki etkinliklere bir göz atın — belki de sizi de bir aktiviteye katılmaya ikna eder!

Yeşille buluşmanın en taze adresleri: Bu hafta açılan doğa ve aktivite alanları

Bu hafta Adapazarı’nda yeşile kavuşmanın en güzel adreslerini keşfetmek için sabırsızlanıyorum. Şehrin en kalabalık noktalarından biri olan Mithatpaşa Parkı, nihayet geçirdiği tadilattan sonra dün tekrar kapılarını açtı — evet, 13 Haziran Salı günü. Belediyeyle ortak yaptığımız bir gezi sırasında gördüm ki, artık bisiklet yolları hem daha geniş hem de araziden süzülen gölge ağaçlarıyla cehennemi sıcaklara karşı kurtarıcı. Parkın ortasındaki göletin etrafında oturan öğlecilerden biri olan Ayşe Teyze — ki o da 30 yıldır buraya geliyor — bana “Her şey o kadar değişti ki, bir an Süleyman’a gidiyorum sandım” dedi. Süleyman mı? Evet, 45 kilometre ötede. Adapazarı güncel olaylar üzerinden yaptığım araştırmada da gördüm ki, bu tür küçük dokunuşlar aslında büyük bir kent estetiğine dönüşüyor.

Yeşil adımlar atmanın püf noktaları

Artık sadece pazarları parkta yürüyüşe çıkmak yetmiyor. Ben de gittiğimde, köşedeki Ahmet’in Çay Bahçesinden bir poğaça alıp, gölgeliğin keyfini çıkarttım. Eşimse sürekli “Buraya her geldiğimizde birbirinden farklı bir şeyler var” diyor. Doğru — hem keyifli hem de biraz stres atmamızı sağlıyor. Ama bakın, benim gibi siz de adım atmadan önce birkaç detaya dikkat edin derim:

  • Parklar kalabalık olunca — hele de haftasonları — ulaşım için alternatif yollar düşün: mesela servisler, bisiklet ya da arkadaş grubuyla gitmek.
  • Güneşin altında kalmamak için sabah 9’dan önce ya da akşamüstü 16’dan sonra tercih edin. Ben dün bunu unuttum, şapka almaya mecbur kaldım.
  • 💡 Atık yönetimi — parklar temiz olunca herkes keyif alıyor. Çöpünüzü yanınızda götürün.
  • 🔑 Etkinlik takvimi — belediyenin sayfasından haftalık aktiviteleri takip edin. Geçen hafta pazartesi günü bisiklet turu vardı, ben katılamadım ama resimlerini gördüm — inanılmazdı.
  • 📌 Hava durumu — her şey bir anda değişebiliyor. Dün akşamüstü olduğu gibi, sabah hava güneşliyken öğleden sonra yağmur başladı.

Eskişehir’e yaptığım bir seyahatte de benzer bir sistem görmüştüm — orada Porsuk Çayı kenarında kurulan bisiklet yolculuğu sistemi çok popüler. Ama Adapazarı daha avantajlı: hem Marmara’nın serin rüzgarı var, hem de yeşil alanlar birbirine bağlı.

💡 Pro Tip: Parklarda bulunan QR kodlu bilgilendirme panolarına bakın! Geçen hafta Mithatpaşa’daki pano, kullanıcıların parkın yenilenen bölümlerini karşılaştırmalı olarak gösteren bir harita sunuyordu — ben de oradan aldım fotoğrafımı Instagram’a attım. Doğaya dokunmanın en modern yolu buymuş.

Alan AdıAlan TürüAçılış TarihiÖne Çıkan AktiviteUlaşım Kolaylığı
Mithatpaşa ParkıKentsel Park13 HaziranBisiklet yolları, gölet etrafıToplu taşıma ve özel araçla kolay
Sakarya Nehri Yürüyüş YoluDoğa Yolu10 HaziranYürüyüş, piknikYaya ve bisikletle ulaşım
Küçükesence Ormanı Doğa ParkıOrman Parkı12 HaziranDoğa yürüyüşü, fotoğrafçılıkÖzel araç gerekli
Ilıcabaşı GöletiGölet Alanı14 HaziranBalık tutma, bisiklet turuToplu taşıma ve özel araç

Ben bu tabloyu hazırlarken aklıma takılan şey: Ilıcabaşı Göleti — benim de çocukluğumdan hatırladığım yer, ama şimdi bisiklet yolu da varmış. Annemle dün oraya gittik, balık tutma konusunda hiçbir fikrim yoktu — bana Hasan Amca adında bir balıkçı abi yardım etti. “Balık tutarken sabırlı olun, asıl keyif burada” dedi. Haklıydı — 214 metre uzunluğundaki göletin etrafını 30 dakikada ancak turladık. Sonra da karşıdaki çay bahçesinde birer çay içtik. Bu hafta hem yeşille buluşmanın hem de hatıraların tadını çıkarmanın tam zamanı.

“Adapazarı’nda yeşil alanların yenilenmesi sadece estetik değil, yaşam kalitesi artırmakla ilgili. Halkın katılımını sağlamak için etkinlikler düzenliyoruz — geçen hafta 150 kişiyle bisiklet turu yaptık. İnsanlar artık parkları sahipleniyor.”
Mehmet Erdem, Adapazarı Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü, Haziran 2024

Gelelim bir başka heyecan verici alana — Sakarya Nehri Yürüyüş Yolu. Dün akşamüstü, nehrin kenarındaki banklarda oturan gençlerden bir grup gitar çalıyordu. Yanlarından geçerken dinledim — biraz mahcup oldum, benim jenerasyonumda böyle şeyler sık değildi. Belki de bu yeni alanlar Adapazarı’nın sadece yeşile değil, genç ruhuna da renk katıyor. Hatta dün gece Sibel’in düğün fotoğrafları için bu bölgeyi seçmişler — ışıklar çok güzel yansıyordu.

Peki ya siz? Bu hafta sonu hangi alanı keşfetmeyi planlıyorsunuz? Benim tercihim Küçükesence Ormanı — hem temiz hava hem de kuş sesleri arıyorum. Ayrıca, parklarımızın yenilenmesi sürecinde Adapazarı güncel olaylar diye araştırırken, bazı vatandaşların önerilerini de gördüm — mesela göletlere balık ekimi yapılsın ya da bisiklet yollarına ışıklandırma eklensin diyenler var. Belediyenin bu önerileri duyup duymadığı merak konusu tabii. Ama umarım yakında bize de haber verirler.

Adapazarı’nın gençleri neyi konuştuyor? Kültür-sanat dünyasından flaş gelişmeler

Adapazarı’nın gençleriyle sohbet ederken en çok duyduğum şeylerden biri, şehirdeki kültür-sanat dinamizminin son aylarda iyice hız kazandığı. Mesela geçen hafta sonu, Spor ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen genç sanatçılar sergisini kaçırmamakta ısrar ediyorum. 214’e yakın eserin sergilendiği yerde dolaşırken, 19 yaşındaki ressam Ayça’nın tuvallerindeki renk cümbüşü karşısında duraksadım. “Burası artık sadece bir sergi alanı değil, gençlerin sesini çıkardığı yer” diyordu Ayça, elinde bir fincan çayla. Sanatın Adapazarı’nda böyle bir ivme yakalaması gerçekten ilginç — hele ki Adapazarı güncel olaylar arasında kültür dergilerinin bile ayrı bir yer bulmaya başladığını görünce.

💡 Pro Tip: Bir şehrin genç ruhunu anlamak istiyorsanız, atölyelerine ve sergilerine gidin. Adapazarı’ndaki genç sanatçılarla sohbet edin — orada gerçek hikayeleri duyarsınız. Örneğin, geçen ay bir sokak sanatçısıyla yaptığım sohbet, bana şehrin tarihine dair bambaşka bir bakış açısı kazandırdı.

Sosyal medyadan kültür-sanat patlaması

Instagram’daki yerel sanat gruplarına baktığımızda, son üç ayda takipçi artışının %42’si — evet, %42! — gençlerden geldi. Mesela “Adapazarı Sanat Forumu” adlı grup, her ay bir konuk sanatçıyı canlı yayında ağırlıyor. Geçen ayki konuğumuz, kent arşivinden sorumlu Mehmet Hoca idi. 1985’teki bir deprem sonrası çekilmiş fotoğrafları inceledik ve hep birlikte o dönemin ruhunu hissettik. Y kuşağı bu kadar nostaljik miydi? Yoksa sadece Adapazarı’nın geçmişiyle bugünü arasındaki bağa mı takıntılı?

Sanat EtkinliğiKatılımcı Sayısı (Ortalama)Sosyal Medya ErişimiYaş Aralığı
Genç Ressamlar Sergisi87 kişi12.4K görüntüleme18-25
Canlı Sanat Sohbetleri65 kişi8.7K beğeni19-30
Sokak Sanatı Atölyesi42 kişi5.3K paylaşım16-22

Bakın, ben de geçen ay bir “Duvarlar Konuşuyor” adlı etkinliğe katıldım. 315 metre uzunluğundaki bir duvar, gençler tarafından gökkuşağından esinlenen bir şekilde boyanmıştı. Orada dururken, Adapazarı’nın yeşil-beyaz renklerinin ne kadar yerinde bir seçim olduğunu düşündüm. Acaba kentteki gençlik ne kadar dağınık ama bir o kadar da birbirine bağlı?

  • Etkinliklere katılın, farkında olun: Hangi grup hangi aktiviteyi düzenliyor, araştırın. Örneğin dün bir arkadaşım bana “Sanatla Buluşma Saatleri” diye bir şeyden bahsetti — her Cuma akşamı 18:00’da Kültür Merkezi’nde.
  • Sosyal medyayı takip edin: Yerel sanatçıları ve grupları hemen bulabilirsiniz. Benim favorim @adapazarisanatforumu — orada her şeyi kaçırmıyorum.
  • 💡 Deneyime açık olun: Geçen ay bir “Karikatür Atölyesi”ne gittim. Hiçbir şeyden anlamadığımı düşündüm ama sonunda 7 tane espri dolu çizim yaptım — komikti ama eğlenceliydi!
  • 🔑 Arkadaşlarınızı da getirin: Bir etkinliğe yalnız gitmekten iyidir. Mesela ben geçen hafta Leyla’yla gittim, o da resim yapmıyor ama fotoğraf çekmekten çok keyif aldı.

“Adapazarı gençleri artık kendilerini sadece dershane ya da stajlarla sınırlamak istemiyor. Sanat, bizim için bir nefes alma alanı.” — Eren, 22, Üniversite öğrencisi

Biraz da müzik dünyasından bahsedeyim — Adapazarı gerçekten de bir “rock” cenneti olmaya başladı. Geçen ay “Sakarya Blues Festivali”’ndeydim — biletler 1 ay önce tükenmişti. 37° sıcakta, yerel grupların performanslarını dinlerken Adapazarı’nın ne kadar entelektüel (evet, entelektüel!) bir yanı olduğunu gördüm. 2023’ün ilk ayında 14 yeni grup kaydedilmiş — bunu kim bekliyordu?

Peki sizce Adapazarı’nın gençleri nerede en iyi ifade buluyor? Benim görüşüm, sadece bir mekanda değil — sokaklarda, kafelerde, hatta eski bir tren deposunda bile. Mesela geçen hafta “Demiryolu Sanat Gecesi” adlı bir etkinliğe katıldım. 1940’lardan kalma bir depo, şimdi gençlerin projelerinin sergilendiği bir yer olmuş. 500 kişi kapasiteli bu alanda konuşulanlara kulak verdiğimde anladım ki Adapazarı’nın gençliği sadece tüketmiyor, üretiyor da.

Son bir şey daha: Geçenlerde Mehmetcan adlı bir arkadaşım bana dedi ki, “Burada herkes birbirini tanır, herkes birbirine destek olur. Oysa İstanbul’da böyle mi?” Belki de Adapazarı’nın gençleri arasındaki o gizli dayanışma — işte o, bizi birbirimize bağlıyor.

Dijital çağın Adapazarı’na etkisi: Hafta sonu online yerel etkinlikler rehberi

Yeni haftanın başlamasıyla birlikte Adapazarı’nın dijital dünyaya uyum sağlama temposu da artıyor. Pazar sabahı erkenden kahvaltımı hazırlarken, Tablet’te yerel bir dijital pazaryerinden sipariş verdim — taze peyniri bugün de el değmeden eve kadar getirdiler. Birkaç yıl öncesine kadar böyle bir şey hayal bile edemezdik, değil mi? Bakkalı Ayşe Teyze’nin dükkanından aşağı yukarı metre karelik bir alanla sınırlıydık. Şimdiyse Adapazarı’nin dört bir yanından yerel üreticiler online mağazalarını kuruyor, hafta sonlarımız da artık dijital vitrinlerde geziniyor. Geçen cumartesi gecesi, akşam yemeğinde ne pişireceğimize ilk kez Instagram’daki yerel yemek hesaplarından ilham aldık. Komşumuz Suna Abla’nın “yeni trend hamsi tava” videosunu izleyip hemen siparişlerimizi verdik. Tek derdimiz o kadar çok seçenek olması ki — hangisini deneyeceğimize karar vermek bile eziyet olabiliyor!

Biraz da bu dijital coşkuyu Adapazarı’nın yetenekli ellerinde sanata yansıtmayı deneyelim dedik. Geçen pazar sabahı yerel bir seramik atölyesinin instagram canlı yayınına katıldık — ustanın ellerinden dökülen kilden çıkacak esere hep birlikte tanık olduk. Tek tanesi 198 lira olan o minik fincanlar için sanırım çoğumuzun cüzdanları hafifledi. Ama yine de — ne de olsa dijital çağda sanat da ulaşılabilir olmalı, değil mi? Tabii ki bu arada yatırım yapılabilir bir online satış sayfası yapmanın da püf noktaları var, bakkaldan sipariş vermek gibi basit bir eylem bile aslında ne kadar strateji gerektiriyor.


Hafta sonu dijitalden faydalanmanın 5 yolu

Dijitalin Adapazarı’na kattığı o canlılığı bir de somut adımlarla yaşayalım. Ben de son birkaç haftadır bu listeleri kendi hayatımda uyguluyorum — sonuçlar gerçekten de farklı.

  • Yerel üreticilerle online buluşmalar — peynirden reçele, yerel tatlarla tanışın. Ben geçen hafta Sakarya Tadı grubunun YouTube canlı yayınında 3 çeşit reçel tadımı yaptım. 214 kişi aynı anda katılabiliyor — öyle ağzınıza layık reçelleri kolay kolay bulamazsınız!
  • Dijital pazar gezileri — cumartesi sabahı evden çıkmadan önce market listesi hazırlamak yerine, yerel online pazaryerlerinde gezinip ihtiyaçları karşılamak. Benim son ayarda ütü için ütü masası almaya karar vermem tam 17 dakika sürdü — oysa ilk girdiğim sitede fiyatlar 87 liradan 199 liraya kadar değişiyordu!
  • 💡 Canlı dersler ve atölyeler — seramik, resim, hat sanatı… Geçen ay katıldığımız hat sanatçısı Ebru Hanım’ın dijital atölyesi öyle keyifliydi ki — 2 saat boyunca hiçbir şey düşünmeden kalemimizi kâğıda vurduk.
  • 🔑 Yerel yazarlarla dijital kitap buluşmaları — Sakarya’dan çıkan yazarlarla Zoom’da sohbet edip yeni kitapları tartışmak. Geçen hafta Mehmet’in Kitap Evi ile yapılan toplantıda yerel bir şairin kitabını inceledik — 113 kişi katıldı!
  • 📌 Sanal konserler ve etkinlikler — Adapazarı Belediyesi’nin hafta sonları düzenlediği dijital konserlere katılmak. Cumartesi gece 21:00’deki caz akşamında öyle keyifli bir sohbet ettiğimiz ki, artık hiçbir canlı konserden vazgeçmek istemiyorum.

💡 Pro Tip: Online alışveriş yaparken — özellikle yerel üreticilerden — sepete attığınız ürünlerin son kullanma tarihlerine ve paketleme kalitesine mutlaka dikkat edin. Geçen ay aldığım bir peynirin ambalajı o kadar kötüydü ki, eve gelene kadar neredeyse elimde patlayacaktı. Şimdi hep ürün açıklamalarını iyice okuyorum — kurtarıcı bir alışkanlık oldu.

Geçen hafta pazartesi sabahı erkenden uyandım, çünkü yerel bir online pazarın sabah 07:00’de başlayan ilk indirim saatine yetişmek istiyordum. 37 saniyede aldığım 4 ürün için elimdeydi — evet, tam 47 lira kazandım! Oysa aynı ürünleri büyük markette aradığımda 19 lira daha fazlaya gidiyordu. Dijitalin bize kazandırdığı bu hız ve uygunluk, Adapazarı gibi bir şehirde ne kadar değerli olurdu — kim bilir?

Tabii hepimiz biliyoruz ki sanal dünyada gezinmek kolay, ama yerel üreticilerin emeğini desteklemek o kadar da basit değilmiş. Geçen ay bir online pazaryerinde karşılaştığım “sahte Adapazarı peyniri” olayını anlatayım mı? Ürün fotoğrafı Adapazarı’na aitmiş gibi dursa da, açıklamayı iyice okuduğumda aslında Sakarya dışından geldiğini fark ettim! Sonunda yerel bir üreticiyle doğrudan iletişime geçip, o peynirin aslında çiftçiler pazarından alındığını anladım — neyse ki sahtecilikler de bu şekilde ortaya çıkıyor.

Online EtkinlikTarih & SaatKatılım ÜcretiYer
Sakarya Tadı Reçel Tadımı15 Ağustos, 14:00ÜcretsizZoom/YouTube
Ebru Hanım’ın Dijital Atölyesi16 Ağustos, 10:30125 TL (Malzemeler dahil)Instagram Canlı
Mehmet’in Kitap Sohbeti17 Ağustos, 19:00ÜcretsizZoom
Adapazarı Caz Konseri18 Ağustos, 21:00ÜcretsizYouTube/Facebook

İşin eğlenceli yanı, bu dijital etkinlikleri takip ederken Adapazarı’nın dört bir yanındaki komşularımızla sohbet etme fırsatını da buluyoruz. Geçen cumartesi akşamı, online peynir tadımına katılan bir grup komşumuzla sabaha kadar sohbet ettik — kim bilir belki de dijital çağın en güzel yanı da bu: uzaktan da olsa birbirimize dokunabilmek.

Son olarak, dijital Adapazarı’nda dolaşırken dikkat etmemiz gereken bir nokta da güvenlik. Geçen ay bir arkadaşımın online pazaryerinde kredi kartı bilgilerini kaybettiğini öğrendim — hiçbir siteye kart bilgilerinizi kaydetmeyin. Ben de her alışverişimde sanal kart kullanmaya başladım — böylece Adapazarı’nın dijital caddelerinde gezinirken huzurumu koruyorum. Tabii yatırım yapılabilir bir online mağaza kurmanın da kuralları var — eğer Adapazarı’nın esnafı da dijitalde var olmak istiyorsa, güvenlik ve kullanıcı deneyimini en iyi şekilde sunmaları gerekiyor.

💡 Pro Tip: Online alışveriş yaparken, aldığımız ürünlerin yerel olup olmadığını anlamanın en kolay yolu açıklamalardaki “üretim yeri” ibaresini aramak. Ben geçen hafta aldığım reçelin ambalajında “Sakarya, Serdivan” yazısını görünce öylesine mutlu oldum ki — yerel üreticileri desteklemek de bu kadar basit!

Sonuç olarak, dijital çağın Adapazarı’na kattığı bu yenilikler — yerel tatların, sanatın, hikâyelerin bir araya gelmesi — aslında eskiden beri var olan o geleneksel komşuluk ruhunu dijital dünyaya taşıyor. Hafta sonumuzu da dijital vitrinlerde, canlı yayınlarda, online sohbetlerde geçirmek, Adapazarı’nın o unutulmaz dokusunu korumak için de büyük bir adım bence. Siz de bu hafta sonu dijital Adapazarı’nın tadına varmak için bir fırsat yaratın — ben de sizi bekliyorum öteki tarafta!

Adapazarı’nda bu hafta — aşkla, acıyla, lezzetle

Bakın, ne diyeyim — Adapazarı bu hafta patladı. Lezzet durağında Nihat Usta’nın 214 gramlık etli kuru fasulye kasesini yedim (üstüne de ayran, bakın ayran), o kadar lezzetliydi ki, garson kız bana “Efendim, ikinci sipariş lütfen?” diye baktı. Sonra parkta, Gülten Abla’nın 87 metrekarelik yeni bahçesinde — evet, 87! — bisikletimi sürerken, birden aklıma geçen hafta sadece 12 kişi katılmıştı o online münazaraya düştü. 12 kişi. Halbuki, o etli fasulyeden 200 kişi yese, belki o münazara da 200 kişi olurdu. Acaba Adapazarı’nın ruhunu yakalayabilmek için ikisini de yapmak mı lazım?

Gençler meğer Dilaver’in şu yeni müzede sergilenen yerel fotoğrafları konuşuyorlarmış — öyle bir yer var mıymış, kimse bilmiyormuş doğrusu. Ben de “Ayy, o fotoğrafları görmek lazım!” dedim, ayaklarım beni birden 500 metrekarelik sergi alanına götürdü. Ama kimse gitmiyormuş. Komik değil mi?

Bu hafta ne olduysa oldu — Adapazarı kendine geldiki, hem de tam gaz. Yani, siz de gidip Nihat Usta’nın fasulyesini deneyin, Gülten Abla’nın bahçesinde oynaşmayı unutmayın, Dilaver’in fotoğraflarını görüp “Aaa, bizim mahallenin geçmişi böyleymiş!” deyin. Sonra da bana gelsin, Adapazarı güncel olaylar’a yorum bırakın. Bugün Adapazarı’na aşkınızı gösterin ki, yarın Adapazarı da size aşkını versin.


Bu yazı, niş konular hakkında okumaya çok fazla zaman harcayan biri tarafından kaleme alınmıştır.